Çok Tavuk Yemek Ne Yapar? İstanbul Sokaklarından Bakınca
İstanbul’da yaşayıp da yemekle, bedenle ve adaletle ilgili meseleleri düşünmemek zor. Metrobüste yan yana ayakta dururken, birinin elinde spor çantası, diğerinin file torbasında ucuz tavuk paketleri… Aynı şehir, aynı hat, ama bambaşka hayatlar. Ben bir sivil toplum kuruluşunda çalışıyorum; masa başında rapor yazarken de, sahada toplantıdan toplantıya koşarken de şunu net görüyorum: Çok tavuk yemek ne yapar? sorusu sadece beslenme meselesi değil. Toplumsal cinsiyet, sınıf, kültür ve sosyal adaletle doğrudan ilişkili.
Bu yazıda teoriyi bir kenara bırakıp, İstanbul’un sokaklarında gördüklerimden yola çıkarak konuşmak istiyorum. Çünkü bedenlerimiz, tercihlerimiz ve erişimimiz eşit değil.
Tavuk: Ucuz Protein mi, Zorunlu Seçim mi?
Toplu Taşımada Bir Sahne
Sabah saat sekiz. Otobüste yanımda duran iki kişi konuşuyor. Biri spor salonuna gidiyor, diğeri gece vardiyasından çıkmış. Spor salonuna giden “protein şart, günde 300 gram tavuk” diyor. Diğeri sessizce dinliyor. O an şunu düşünüyorum: Çok tavuk yemek ne yapar? Herkes için aynı şeyi mi yapar?
Türkiye’de tavuk, özellikle son yıllarda “erişilebilir protein” olarak pazarlanıyor. Kırmızı et pahalı, balık mevsimlik; tavuk ise her yerde. Ama bu erişilebilirlik, herkes için bir tercih mi yoksa bir mecburiyet mi? Asgari ücretle yaşayan biri için tavuk, çoğu zaman çeşitlilik değil, tek seçenek.
Sınıfsal Gerçeklik
Beyaz yakalı ofislerde “clean eating” konuşulurken, sanayi bölgelerinde öğle yemeği neredeyse her gün aynı: pilav, makarna, tavuk. Çok tavuk yemek ne yapar sorusu burada başka bir anlam kazanıyor. Tek tip beslenme, uzun vadede sağlık sorunlarını artırabiliyor. Ama mesele “bilgi eksikliği” değil; mesele alternatiflerin pahalı olması.
Toplumsal Cinsiyet ve Tavuk Meselesi
“Erkek Adam Protein Yer” Söylemi
Sokakta, spor salonlarında, hatta sosyal medyada sıkça duyduğum bir cümle var: “Erkek adam tavuk yer.” Bu söylem, sadece komik değil, aynı zamanda zararlı. Erkeklik, kaslı beden ve yüksek proteinle eşleştiriliyor. Kadınların ya da non-binary bireylerin beslenme ihtiyaçları ise ya görmezden geliniyor ya da “diyet” etiketiyle küçümseniyor.
Çok tavuk yemek ne yapar? Erkekler için “güç” ve “disiplin” göstergesi olarak alkışlanırken, kadınlar için “fazla yeme” ya da “bedeni bozma” olarak eleştirilebiliyor. Aynı davranış, farklı bedenlerde farklı yargılanıyor.
Ev İçi Emek ve Görünmeyen Yük
Bir de ev içi boyutu var. İstanbul’da birçok evde tavuğu alan, pişiren, porsiyonlayan kişi kadın. Kendisi çoğu zaman en az yiyen. Çocuklara, eşe, misafire yetmesi için kendi payını kısan kadınlar tanıyorum. Çok tavuk yemek ne yapar sorusu burada ironikleşiyor: Çok yiyenler güçlenirken, az yiyenler görünmezleşiyor.
Sağlık, Çeşitlilik ve Adalet
İşyerinde Öğle Molası
Ofiste öğle yemeğinde herkes kabını açıyor. Kiminde tavuklu salata, kiminde tavuklu sandviç. Vejetaryen bir arkadaşım her gün aynı soruyla karşılaşıyor: “Proteinini nereden alıyorsun?” Oysa kimse sürekli tavuk yemenin uzun vadede ne yaptığını sormuyor.
Çok tavuk yemek ne yapar? Aşırı tüketimde sindirim sorunları, kolesterol dengesizlikleri ve çevresel etkilerle birlikte geliyor. Ama bu bilgi, genellikle “seçme şansı olanlara” ulaşıyor. Çeşitlilik, bir ayrıcalık haline geliyor.
Kültürel Farklılıklar
İstanbul’da göçmenlerle çalışırken bunu daha net görüyorum. Bazı kültürlerde tavuk her gün yenmez, daha çok özel gün yemeğidir. Türkiye’de ise gündelikleşmiş durumda. Göçmen kadınlar, çocuklarına “her gün tavuk olmaz” dediklerinde, okulda farklı hissettiklerini anlatıyor. Beslenme, kimlik meselesine dönüşüyor.
Çok Tavuk Yemek Ne Yapar? Soruyu Yeniden Sormak
Bireysel Değil, Yapısal Bir Mesele
Bu soruyu sadece “sağlıklı mı değil mi” düzeyinde bırakmak eksik. Çok tavuk yemek ne yapar? Eşitsizlikleri görünmez kılabilir. “Doğru beslenme” söylemi, herkesin aynı imkânlara sahip olduğu varsayımıyla kuruluyor. Oysa İstanbul’da yan yana yaşayıp bambaşka sofralara oturuyoruz.
Düşünmeye Davet
Gerçekten herkes tavuk yemeyi seçtiği için mi yiyor?
Alternatif proteinler neden bu kadar pahalı?
Kimin bedeni “sağlıklı”, kimin tercihi “sorumsuz” olarak etiketleniyor?
Bu soruların cevapları, market raflarından çok daha derinde. Sokakta, işyerinde, evde. Ben her gün bu sahneleri görüyorum ve ciddiye alıyorum. Çünkü beslenme, sadece ne yediğimiz değil; nasıl bir toplumda yaşadığımızla ilgili.
Sonuçta, çok tavuk yemek ne yapar sorusu beni şuraya getiriyor: Mesele tavuğun kendisi değil, kimin neye erişebildiği. Adil bir şehirde, kimsenin tek seçeneği tavuk olmamalı; kimsenin tercihi de yargılanmamalı. İstanbul bunu hak ediyor, biz de.